mehmetmertek @ eguncel.net

Ülkemiz tarihi ve kültürel zenginlikleriyle Ortadoğu’nun ve Mezopotamya’nın zengin ülkelerindendir. Bu zenginliğimizin maalesef halk olarak da bilincinde değiliz. Halkımızın bu bilinci kazanmamasındaki en büyük etken de ne yazık ki devletimizin yeteri kadar kültür ve tarih politikalarına önem vermemesi ve halkı bilinçlendirmemesidir. Ve bunun sonucunda tarihi eser kaçakçılığı günümüze kadar devam etmiştir.

Osmanlı’nın Son Döneminde Kaçakçılık ve Osman Hamdi Bey Faktörü

Osmanlı devleti 19. ve 20.yy da ağır bir savaş dönemi yaşamıştır. Bu dönemde yaşanan savaşlar, isyanlar ve iç meselerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Trablusgarp savaşı ile başlayan sırasıyla Balkan, I.Dünya Savaşı ve son olarak Kurtuluş savaşıyla biten zorlu bir süreç geçirmiştir. Osmanlı devleti kültür varlıklarını koruyan bir kanunu henüz yoktu. Anadolu’nun ne kadar zengin olduğunun farkına varan bilim adamları dört bir yandan Osmanlı devletinden bir şekilde bazen köylü ile para karşılığında anlaşarak bazen ise kaçak yollarla kültür varlıklarımızı elimizden almışlardır. Troya hazineleri, Pergamon Sunağı, Milet Agora kapısı ve daha nice tarihi eser maalesef şuan Avrupa müzelerinde sergilenmektedir.

Bu dönemde ise kendini geliştiren ve iyi bir eğitim almış olan Osman Hamdi Bey 1881'de Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi)'a atandı. Türk müzeciliğinin temelini atmış ve parlak bir dönem olmuştur. Osman Hamdi Bey 1883 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesini kurmuş ve tarihi eserlerinin korunmasını sağlamaya çalışmıştır. 1869,1874 ve 1884 yıllarında Asar-ı Atika nizamnamesini çıkararak yürürlüğe koymuştur. Bu nizamnameleri çıkarmasındaki amaç batılı bilginlerin tarihi eserleri çıkarmasını engellemekti. Ülkenin her bir yanında kazı çalışmaları da yapan Osman Hamdi Bey bugün birçok değerli dediğimiz tarihi eserlerin ülkemizde kalmasında büyük katkısı olmuştur.

Tarihi Eser Kaçakçılığı Nasıl Önlenebilir? 

Ülkemizde kaçak kazı ve kaçakçılık son dönemde artış göstermiştir. Kaçak yollarla kazı yapıp toprak altı hazinelerimiz gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında pazarlanmaktadır. Devletimiz bu konuda ilk olarak halkımızı çok iyi bilinçlendirmeli ve eğitmelidir. Caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı ve bu konu üzerine farklı çalışmalar uygulamalıdır.