mehmetmertek @ eguncel.net

21.yy ile birlikte dünya yeni bir teknolojik çağa girmiştir. 20 yy. sonlarında aslında bize bu teknolojik çağın geleceğini haber veren süreçler yaşanmıştı. 1990’larda temeli atılan sosyal medya 2004 yılında Facebook’un kurulmasıyla beraber hızlı bir şekilde gelişme göstermiştir. Facebook ile birlikte skype, twitter, whatsapp, instagram, snapchat gibi popüler uygulamalar insanların önüne sunulmuştu.

Eskiden insani ilişkiler yüz yüze ve samimi ortamlarda geçmekteydi. Büyüyen ve gelişen konjonktürde insanlar zamanla fazla görüşememe sıkıntısı yaşamaya başladılar. Bununla birlikte teknoloji de ise büyük atılımların olması ve ilk internetin 1969 yılında ortaya çıkması insanlık için büyük bir dönüm noktasıydı. Bu süreçlerin hızlı şekilde devam etmesi insanların hayatını kolaylaştırmıştır. İnsanlar sosyal ağlar sayesinde birbirileriyle çok kolay iletişim imkânı bulmaya ve reel hayatta ulaşmakta zorlandıkları arkadaşlarına, yakınlarına rahat bir şekilde ulaşabilme imkânına eriştiler. Bu zamanlarda neredeyse sosyal medya kullanmayan insan bir elin beş parmağını geçmemektedir.  Artık çocuklar bile sosyal medyayı etkin kullanabiliyor. Yapılan araştırmalarda sosyal medya kullanma yaşı 9’a kadar inmiştir. Bundan 10 yıl önce böyle bir ağ olacak ve herkes birbiriyle rahat iletişim kuracak ve en önemlisi de bizden farklı bir kuşakta yetişmiş ailelerimizin bugün sosyal ağları kullanacaklarını söyleseler herhalde kimse inanmazdı. Artık 3 yıl da bir yeni teknolojik gelişmeyi takip ettiğimiz bugünlerde her şey hızlı gelişmektedir.

Sosyal ağlarda insanlar kendi arkadaşlarının yanı sıra yeni kişilerle tanışma ve sohbet şansı elde etmektedirler. Fakat birçok uzman sosyal medyanın insanları asosyalleştiğini öne sürmekte ve psikolojik olarak travmalara sebep olduklarını söylemektedirler. Schools.com tarafından yayınlanan infografiğe göre  insanların %24’ü yaşadığı an ve deneyimleri sosyal ağlarda paylaşarak birçok özel anı kaçırıyor. Birçok kişi ise sosyal ağlarda yaşadığını göstermek ve tecrübelerini paylaşma yarışında. İnfografiktaki bilgilerde, insanların her gün Facebook’ta 10.5 milyar dakika geçirdiğini ve mobil girişleri içermeyen sayının yaklaşık 19,963 yıla tekabül ettiği belirtiliyor. (kaynak: http://sosyalmedya.co/sosyal-medya-iliski-infografik/) ABD, Hindistan, İngiltere gibi büyük ülkelerde insanlar günlük ortalama 20 dakikalarını sosyal medya da harcadıkları tespit edilmiştir.

İnsanların yarıdan fazlası sosyal medya da mutlu haberlerini paylaşmaktadır. Yine yapılan araştırmalarda gençlerin planlarını sosyal medya ortamlarında yaptıklarını göstermektedir. Facebook kullanan herkesin en az 100 arkadaşı vardır. Farkındalık yapmak isteyen bir araştırmacı facebook da arkadaş sayısının fazla olmasına rağmen kendini yalnız hissettiğini ve sanal ortamdan gerçek hayata dönmenin gerekli olduğundan bahsetmişti. Sürekli telefon ve bilgisayarıyla meşgul olan insanların, aslında yüz yüze konuşmak şansını ötelediği bir sorun haline gelmiştir. Sanal ortam insanı gerçek hayattan soyutlayabiliyor ve bize başka bir kimlik verebiliyor. İnsanların sosyal medya da kendileri hakkında yalan bilgi paylaşabildiklerini ve gerçekte mutsuz olmalarına rağmen mutlu görünmeye çalıştıklarını görebiliriz. Yine bir problemde kendilerini güzel gösterme yarışına girmeleridir.

Sosyal medya da insan ilişkileri üzerine makaleler yazılmalı, bilimsel konferanslar ve seminerler verilmelidir. Bu durum ciddi anlamda üzerine düşülmesi gereken önemli bir konudur. Teknoloji çağında her şey ağlar üzerinden devam ediyor biz de bu sorunlara çözümler aramalıyız. Sözlerimin sonunda Gerçek Hayatta ne isek Sosyal medyada da “O” olmalıyız.