yldrmahmtslh @ hotmail.com

Hayvanlar alemine dikkatlice bakınız; Hayat amansız, acımasız bir mücadele! Zayıf, hasta veya beceriksiz olan canlı, güçlü ve atak olanlara yem oluyor.

Korunmayı, savaşıp kurtulmayı veya çatışıp yenmeyi beceremeyen sahneden siliniyor. Her hayvan, düşmanlarından korunmak ve kurtulmak için bir takım çare, alet vasıta ve meziyetlerle donatılmış. Mesela; kuşun kanadı-kagası, aslanın pençesi, kokarcanın bayıltan kokusu, mürekkep balığının suya saldığı boyası... var ama karşı karşıya gelindiği zaman meziyeti üstün ve gücü fazla olan kazanıyor.

İnsanların yaşam mücadelesi de aynen böyle; milletler, dinler ve kültürler arasında ilk cağlardan itibaren olagelen bir mücadele mevcut. Zayıf milletleri, kuvvetliler yeniyor veya sömürüyor, esir gibi çalıştırıyor, mutluluğunu engelliyor, kalkınmasını çelmeliyor ve birbiriyle çatışıp kırdırıyor.

Ey aziz millet! Şimdi dönüp bir bak kendine acaba hangi durumdasın? Kendini korumak, geliştirmek ve güçlendirmek için hangi alet ve vasıtaları kullanıyorsun? Kendi meziyetlerinin farkında mısın? Düşmanını tanıyor musun? Sana kurduğu tuzakları, oyunları fark edebiliyor musun?

Eğer bu sorulara cevap veremiyorsan yenilgiyi şimdiden kabul ettin demektir. Düşmanının oyununa kapılmış, küçük küçük, geçici hayal ve mutluluklarla kendini avutuyorsun demektir.

Halbuki düşman çok kurnaz; senin meziyetlerini biliyor ve bunları kullanmaman için çok sayıda önlem alıyor. Teknoloji, medya, sinema vs. Dikkatini vereceğin her noktaya bayrağını dikmiş, kurduğu tuzaklarla seni bekliyor.

Müslüman topraklarında ki zengin yeraltı kaynaklarına ağzı sulanmış bir şekilde bakıyor ve birçoğunu yamyamca ele geçiriyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi seni topraklarından etmiş, sürmüş, göndermiş. En kötüsü de biz bunları düşman yaptı demeyelim diye dostu dosta düşman etmiş.

Dost küsmüş,

Dost tükenmiş,

Dost bitmiş.

Dost devletine koşmuş ama oda çoktan kuşatılıvermiş. Devletin içinden adeta düşman elinde bir devlet türemiş. İslam’a sarılayım demiş, İslam çeşitlenmiş, modernleşmiş, susturulmuş, sahteleşmiş!

Sahte İslam olur mu demeyin çünkü İslam’ında sahtesini çıkarmışlar.

Zamanında düşmanlar İslamın gerçek yönüyle anlaşılmaması için, sayısız tuzaklar, hadsiz hesapsız oyunlar kurmuş, binlerce batıl kitap yazmış, bunları dünyanın her dilinde yayınlamış, nice gizli teşkilatlar kurmuş, nice sinsi faaliyetlere girişmişlerdir. Böylece maalesef kültürsüz halk kitleleri kandırılmış, yarı aydınlar uyutulmuş, nesiller batıl ideoloji ve heveslerle avutulmuşlardır.

Evet bugün dinler, milletler ve kültürler mücadelesinde savunmasız kalmış durumdayız. Ancak yeni yeni aletlerimizi ve meziyetlerimizi üretmeye, geliştirmeye ve kullanmaya başlıyoruz. Artık düşmanın oyununu fark edenler, görenler var. Onların oyunlarına, tuzaklarına misli ile karşılık verecekler var.

Fakat acele etmemiz gerekiyor. Bu gelişmeyi hızlandırmak için her bir ferde, aileye büyük sorumluluklar düşüyor. Üzerimize atılan bu ölü toprağından kurtulmaya çalışın. Sakın bilançonun ağırlığına bakıp ürkmeyin, korkmayın!

Çünkü;

Senin, asırlardır dünyaya örnek olmuş bir tarihin var!

Senin, hiç sönmeyen, söndürülemeyen güneşten daha parlak imanın var!

Senin geleceğe umutla baktığın yarınların var!

Senin, herkese din, dil, ırk, mezhep demeden herkese dağıtacağın adaletin var, mutluluğun var, iyiliğin var!

Sen! Ey aziz milletim sen ! Sen olduğunda meziyetleri dünyayı kuşatacak bir kalbin var!

Bu değerli kalbi düşmana teslim etme!

Senin kalbine ihtiyacımız var.