bernasarica1995 @ hotmail.com

Savaşlar önlenebilir mi? Bu suali yanıtlamadan evvel savaş olgusunu terminolojik açıdan kaleme almak istiyorum.

  Mezopotamya’da suyun üleştirilme sorunsalından kaynaklı devlet denilen olgu ortaya çıkmıştır. Ardından diğer topluluklar da bundan feyz alarak kendi devletlerini kurmuşlardır. Artık devletler çoğalmıştır ve kendi içlerinde, kendilerine özgü devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatını, yani politikayı üretmişlerdir. Savaş dediğimiz olgu ise; politikanın şiddet aracılığıyla hayata geçmesinden ibarettir. Ve aynı zamanda sınıfsal karakterlidir. Genelde yönetenlerin yaptırımıyla vuku bulur. Bunu en güzel yöneticileri; korkak ve hırsız moruk olarak tanımlayan Emma Goldman’ın “Tüm savaşları dövüşemeyecek kadar korkak olan ve kişisel çıkar uğruna gençleri cepheye süren hırsız moruklar çıkarır.” Sözü açıklar. Savaşlar kullanılan araçlara, gayelere, kişilere ve mekanlara göre farklı farklı isimlendirilmelere tabi tutulabilir. Bunlar; soğuk savaş, nükleer savaş, iç savaş, dini savaş (cihad, haçlı seferleri) vs olabilir.

  Şimdi “Savaşlar önlenebilir mi?” sorusuna yönelebiliriz. Gelmiş geçmiş tüm savaşlar çıkarlar doğrultusunda peydah olmuştur. En özelden, en genele gidecek olursak eğer tüm canlıların çıkarlarının sınırsız oluşunu gözler önüne serebiliriz. Bunu en basitinden şöyle bir örneklemeyle sokabiliriz; ceylan popülasyonunun sıklıkta bulunduğu bir bölgedeki etçil olarak beslenen aslan popülasyonunun, yine kendisi gibi etçil beslenen fakat kendisinden daha güçsüz olan sırtlan popülasyonunu tarumar edişi. Hayvanlar aleminde dahi hal bu iken akıl sahibi olan insanoğlunda ise çıkar gerçeği kaçınılmazdır. Kaçınılmaz olmakla beraber daha da şiddetlidir. Savaşlar ise; az önce bahsettiğim gibi çıkarların ardından gelir. Doğal olarak istesekte, istemesekte savaşlarda… Tıpkı Lev Troçki’nin “Savaşlarla ilgilenmiyor olabilirsiniz, ama savaşlar sizinle ilgileniyor.” sözünde bahsettiği gibi. Savaşları önleme gayesi tamamen ütopik bir gayeden ibarettir.

  Savaşlar sadece diplomasi yoluyla yumuşatılabilir. Burada ise devreye uluslararası ilişkiler disiplini girer.