cerioglu60 @ gmail.com

Fitch kimdir? En büyük 3 kredi değerlendirme kuruluşundan birisidir Fitch. Diğerleri Moody's ve S&P'dir. Ne yapar bu adamlar? Bir ülkeye yatırım yapılabilir mi yapılamaz mı, onu değerlendirirler. Neye bakarlar? Yatırım ortamına, siyasi riski de hesap ederek bakarlar. Bu ülke önümüzdeki süreçte büyüyecek mi, ekonomisi iyiye gidecek mi, enflasyon düşecek mi, döviz durumları ne olacak? Bu sorulara yanıt ararlar.

Aralarından Fitch Türkiye'nin notunu bbb- den bb+ ya düşürdü geçenlerde. Böylece Türkiye'nin konumu mealen "yine de yatırım yapılabilir"den "yatırım yapılmaz"a düştü. Bu, şu demek: Yabancı yatırımcı ülkeye gelip yatırım yapmaz çünkü siyasi ve ekonomik belirsizliklere sahip olan bir ülkeye kimse gelip parasını riske atmaz. Bir de bu krizleri en az hasarla atlatmak için iç ve dış politikanızın birbiriyle uyumlu ve barışçıl olması gerekir. Ne yazık ki bu krizin uzun vadeli olacağını söyleyebiliriz. 2-3 yıl sürebilir. 2001 krizi gibi 1-2 senede kocaman büyüme oranlarına ulaşacağımızı sanmıyorum. Özellikle bizimki gibi orta büyüklükte ve gelişmekte olan ülkelerde faiz artışı devletin ekonomisi için bir çöküş demek. Şayet böyle bir durumda sırtımızı dayadığımız gayrimenkul ve inşaat sektörü ve de bunlara bağlı bir çok sektör (evin içine ne eşya alıyorsanız artık) tamamen çökecek ve Dolar/Tl. de şimdikini mumla aratan rakamları konuşmaya başlayacağız.

Bir bankadan kredi istersin, onlar da senden bazı evraklar isterler. Gelir durumu, ev durumu ve karşılıklı mülakatta bıraktığın izlenim sonunda krediyi alırsan geri ödemede düzenli ya da aksak ise ona göre bir kredi notun oluşur. Bu not bütün bankaların ortak bilgi havuzuna aktarılır. İkinci bir kez kredi istediğinde bu belirleyici olur. En birinci konu Fitch, Standart and Poors, Moody's hiç bir ülkeye durup dururken kredi notu vermezler. Sen istersin onlar gelir ve değerlendirir. Ha durup dururken olmaz bu, o an ki ekonominin durumundan şüphe eden yabancı yatırımcı veya borç veren sana uzak durduğunda ilk yapacağın iş bunları çağırıp not istemendir. Bu şirketlerin Türkiye'yi değerlendirmesi hükumetin talebi üzerine yapılır. Bunlar dışındaki küçük firmaların verdiği notlar dünyada pek umursanmaz, çünkü bu firmalar, altını çiziyorum, bağımsız ve demokratik çalışırlar. Kimse tarafından etkilenmedikleri için verdikleri notun dünya çapında bir değeri, ağırlığı vardır.

Peki bu not düşürmenin maliyeti nedir? Bu derecelendirme senin alacağın kredinin faizini, risk primini belirler. Bu sadece devletin değil, o devletin şirketlerini de etkiler. Aldığın borcun faizi ve maliyetleri artar, dolayısı ile basitçe sen 100 lira borç alıp 120 lira öderken, notu senden yüksek ülke 100 lira borç alıp 110 lira öder. Notun düşünce ülkedeki tüm kuruluşların maliyetleri artar. Ülkede üretilen, tüketilen her ürünün üzerinde etkisi vardır. Yatırım yapılabilir notu, kaybetmek ya da yalnızca yabancı yatırımcı artık gelmeyecek demek değildir. Asıl önemli etkisi şu olacak, Türk bankaları yurt dışından kaynak bulmakta zorlanacak, bulsa dahi eskisine göre daha fazla maliyete katlanacak (yani borç aldığı finans kuruluşlarına daha fazla faiz ödeyecek), aldığı paranın (kredinin) maliyeti artınca mecburen daha pahalıya satacak yani kredi faizlerini yükseltecek, zaten yavaşlamış olan yatırımlar tamamen duracak. Eğer hükumet tarafından bir baskı gelir de kredi faizlerini artıramazsa mevduata yönelecek. Mevduata verdiği faizi artırarak para toplamaya çalışacak ki bunun iki kötü yanı var, 1.si mevduat daha pahalıya mal olacaktır, 2.si piyasadaki parayı çekecektir. Bunlar gerçekleştiğinde hepsinden kötüsü, bankaların karları azalacak ve zaten sınırda olan sermaye yeterlilik rasyoları düşecek. Bunun olması durumunda ise 2001 bankacılık krizine benzer bir krizle karşılaşma riskimiz artacak. İçinde bulunduğumuz durum 2001'den daha kritik çünkü o zaman yalnızca finansal kriz yaşanmıştı, bu defa buna reel piyasa krizi de eklenebilir ki böyle bir durumu düşünmek dahi istemiyorum.

Şunu da ekleyeyim: "Yatırım yapılamaz" notu veya "negatif" görünümü o ülkeye dış kaynak gelmeyeceği anlamına gelmez, zaten dünyada trilyonlarca dolar hiçbir devlete bağlı olmadan veya izin almadan anlık olarak dolaşıyor, ama yukarıdaki değerlendirmelerim paranın o ülkeden geri alınamama riskinin arttığına işaret eder ki, bu durum da dış kaynağa verilecek risk primini/bedeli/faiz oranını yükseltir. Sonuçta şartları zorlamadan önceki noktaya gelir gene faiz yükselir. Fitch'in de Türkiye ülke kararını aşağı yönlü revize etmesiyle ülke ekonomisini çok da güzel günler beklemiyor. Son araştırmalarda bir ülkenin tekrar yatırım yapılabilir ülke seviyesine gelmesi ortalama 5 sene sürüyor. Bu süreyi en kısa sürede aşan ülke Güney Kore, o da 1 sene 3 ayda ancak yatırım yapılabilir seviyeye gelmiş. Ancak üretmeyip bütün politikalarını inşaat üzerine kurduğu halde hatasını anlamayıp hala inşaat diyebilen bir çizgi de gittiğimiz için, bu durumu aynı sürede atlatmamız mümkün değil maalesef.

Son olarak Dolar etkilenir mi Euro düşer mi konusundan çok Türkiye daha riskli bir ülke konumuna geldi her türlü. Geçmiş yıllarda %6-7 seviyesine (belki daha da aşağıya) gerileyen gösterge faizleri şu anda %14 seviyesinde. Çok karamsar tablo çizmek istemiyorum ama bu not düşüşü ile birlikte daha düşük faizler ve güvenli limanlar arayan hedge fonlar (korunma amaçlı yatırım fonları ya da SPK mevzuatında serbest yatırım fonları) yerine yüksek getiri arayan fonlar ülkeye girecek. Bu da daha yüksek borçlanma maliyeti (hem reel hem de finans sektörü için) demek. Firmalar için de daha yüksek kredi maliyeti demek. Şahsi kanaatim böyle bir durumda inşaat sektörü çok fazla etkilenecektir, orada her şey kredi ile dönüyor, (alan kredi ile ev alıyor, inşaat firması da borçla ev yapıyor), kısacası ev maliyetleri artarken, konut kredisi maliyetleri de artacak gibi gözüküyor. Kendimize gelmediğimiz ve ciddi önlemler almadığımız müddetçe (ki yapacağız gibi gözükmüyor) en azından 2-3 senelik kronik bir ekonomik kriz bizi bekliyor gibi.