mehmetmertek @ eguncel.net

Kudüs İslam’da özel bir yere sahip kutsiyeti olan bir yerdir. 3 semavi din içinde önemli kutsal mekânların olduğu mübarek topraklardır.  Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa'yı bağrında barındırması ve Resulullah (s.a.s.)'ın isrâ ve mirac mucizesine şâhid olması bu yerin ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Kuranı Kerim’in de birçok yerinde Kudüs ve Mescid_i Aksa geçmektedir. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir." (İsra, 17/1) Burada Mescid-İ Aksa’nın çevresinin de mübarek kılındığından söz edilmektedir.

Günümüzde Filistin diyarı olarak geçen bu toprakların mübarek olduğuna dair ayrıca hadislerde bulunmaktadır. Bunlardan birinde şöyle buyurulur: "Allah, Ariş ile Fırat arasını mübarek (bereketli) kılmış ve özellikle Filistin'i mukaddes kılmıştır." (Bu hadisi Müslim, İman, 282; Münavi, et-Teysir, I/248'de rivayet etmiştir.)

Mescid-i Aksa da Kuran da ismi geçen büyük peygamberlerin yaşadığı mukaddes bir yer olmuştur. Hz.Davut , Hz. Musa, Hz. Süleyman ve Hz. İbrahim ve Hz. İsa gibi büyük peygamberler bu şehirde yaşamışlardır. Tarih boyunca da birçok devlet sahip olmuştur. Bizim için önemli kısım ilk olarak Hz. Ömer’in burayı fethetmesi ve İslam topraklarına katılması sonrasında Eyyubiler ve yakın zamana kadar da Osmanlı devletinde olmasıydı.

Kudüs bizim namusumuz ve şerefimizdir. Her Müslümanın görevi Kudüs’ü unutmamak ve sürekli kalbinde ruhunda hissederek anmasıdır. Kudüs’ün önemi ile ilgili Selahaddin Eyyubi’nin şu güzel sözünü unutmamak gerekir. "Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim ki..."