nidaurmuc @ eguncel.net

"Aşağıda ölüm var , yukarıda açlık

Aşağıdaki ölüm olasılık, yukarıdaki açlık kesin"

demiş ciğeri kömür solumuş bir madenci.

Ekmek pasını kazanmak için yerin yedi kat dibine girmeyi göze alan işçilerin dramına sizleri bir nebze şahit kılmak isterim.

17 Kasım'da Siirt'in Şirvan ilçesinde iki gün süren sağanak yağmurun da etkisiyle bilmem (!) kaç kişinin hayatını kaybettiği bir göçük meydana geliyor.

Ne kadar insan onurunu saygısızca yok sayan bir ifade öyle değil mi ?

Ama bu cümle bir alaysama degil gerçeğin ta kendisi. Ölü sayısını bugün itibariyle hala net olarak bilmiyoruz bilemiyoruz. Medyaya bakıyoruz şu an durum nedir,  bir netlik var mı diye..

Karşımıza çıkan öncelikli haberlerde ya kadının hayatı üzerine imza atmak için ağzı sulanan erkek vekillerin meclise sundukları absürd bir önerge var yada 16 yaşında kendisini popüleriteye feda etmek için çırpınan bir kız çocuğu: Aleyna Tilki ve konserindeki bombalı saldırı var gündemde.

Toplumumuzun gündemine damgasını kazıyan bilinçsiz kadınlarını ve duygusuz erkeklerini bir kenera bırakarak soruyorum:

Peki ya acı?
O nerede?
Niçin herkes sessiz?
Beyaz tülbentli anaların kapkara günlerini niçin birkaç cümleye geçiştiriyorsunuz?
Nerede ulusal yasımız, bayraklarımız neden yarıya çekilmedi.
Bu durum tedbirsizliği, yetersiz denetimi kapsamıyor mu, bunun için mi el ayak çekilmiş durumdasınız?

Soma'daki gibi 300 kişinin ölümünü mü bekliyorsunuz halka duyurmak için?

CHP nin önergesini AK parti reddetmedi diye mi bir kargaşa yok ortada?

O parti buna, bir diğeri öbürüne çamur atsa ya!

Bir kutuplaşma yapın hadi, iyice bölüp zıtlaştırın milleti !

Ama yapamazsınız çünkü bu kez birbirinize çamur atacak malzemeniz yok. Yani kimse sönen ocaklar, yanan yürekler üzerinden prim yapamayacak. Gerçi fırsat bulurlarsa hiç şaşmayacaklarını biliyorum da neyse...

Soma'daki faciadan örnek verdim. "Onların ki can da bunlarınki patlıcan mi" gibi küstahca bir karşılaştırma ya da kıyas asla söz konusu değildir. Sadece islami tavırlara bürünen günümüz medyasına "Bir insanın ölümü tüm insanlığın ölümüdür" sözünü hatırlatmak ve sessizliklerini hangi islama sığdırdıklarını merak ettiğim için bu yaziyi yazmak istedim.

Daha kaç kişinin yaşamı sona erdi bunu bilmezken 8 kamyon ve 3 iş makinasının toprağa gömüldüğünü biliyoruz. Bunun tek suclusu medyada degil zaten. Mesela AFAD ekip timinin başkanı faliyetlerine devam edecegi yerde gelip oncelikle Genelkurmay'a teşekkür edip bilgilendirme adli bir konuşma yapıyor ama yaptığı konusmada neyi ne kadar bilmedigini söylüyor sadece. Bir de kanımı donduran şu ifadeye değinmek istiyorum aynı kişi "gece sarsıntının devam etmesi sebebiyle çalışmalarına öğlen devam ettiğini" söylüyor. Kendinizi ölen babaların evlatları yerine koyun bi, babanızın yaşıyor olabilme ihtimali var ve siz bu güçlü Türkiye'nin güçlü ekipmanıyla sabahı bekliyorsunuz umutları köreltmek için. Çekin diyorsunuz kameralar nerde konuşmak istiyoruz diyorsunuz ve kimse bırakın sesinizi ölüm haberlerinizi vermeye yeltenmiyor. Çünkü sizden daha popüler ölümler var.

Yine madenci bir abimizin "Biz ölünce kiymetliyiz, yaşarken degil" dediği geliyor aklıma.

Bu kez ölünce bile kıymetlerinin olmadığını duymasınlar.

Olacaksanız bu derecede sessiz olun bari.