mustafabinol @ eguncel.net

Güzel fotoğrafla sanat eseri fotoğraf arasında belirlenmesi gereken ciddi bir değer farkı vardır. İnsanlar arasında fotoğraf çekmeyi veya fotoğraf izlemeyi sevenleri farklı pencereden değerlendirilmeli. Fotoğrafın ilk icadından beri makine ve teknoloji her daim ilerlemiş karanlık kutunun gelişme süreci ile günümüz fotoğrafçılığına yeni bir alan daha kazandırılmıştır.     

Fotoğraf makinesi haricinde fotoğraf çekmeye yarayan telefon ve bu nitelikteki tüm teknoloji ürünleri hayatımıza yeni bir yaşam biçimi getirmiştir. Bu gelişmeler neticesinde günümüzde insanların en kolay ulaşabildikleri şey ise dünyanın öbür ucundan paylaşılmış özçekim, anı, haber, belge hatta sanat eserini izleyip beğenebilmesi ilham alması haberdar olmasıdır.

Cep telefonları ise artık iyice kompakt makineler ile yarışır hale gelmesi ve hayatımıza hızlıca tutunma sebebi ise ulaşılabilirliğidir. İlk başlarda hantal bir yapıya sahip sadece konuşmaya ve mesajlaşmaya yarayan telefonlar artık yaptığı birçok işlem ile vazgeçilmezimiz olmuşlardır. Boyutları, ağırlıkları, taşınabilirlik ve paylaşım sürecinin hızlanması cep telefonu fotoğrafçılığının gelişip büyümesini sağladı. Hatta cep telefonu fotoğrafçılığı adı altında yeni bir oluşum var ve küçümsenemez boyutta. Beklide bu alanda en etkin isimlerin başında Magnum’un Yunan fotoğrafçısı Nikos Economopoulos ‘un bulunduğunu söylemekte yarar var

Bir eğitim gerektirmeyen bu tarz; teknoloji dünyasının konulara çözüm üretmedeki azmi ile çekilen bir fotoğrafı telefonda bilgisayar ortamında düzenlenmiş gibi güzel bir çok efekt ve uygulama ile sunuma hazır hale getirebiliyoruz. Tüm olumlu yönleri ile ele aldığımızda fevkalade bir kolaylık olan cep telefonundan fotoğraf çekmek kolay ama iyi bir fotoğrafçı olabilmek öyle kolayda değildir. Fotoğrafa baktığınızda netlik, renk kontrastı veya tonlamalar, ışık ve karanlık alan ilişkisi varsa bu kullandığımız ekipmanın bize faydası teknolojinin katkısıdır.

Ama asıl mesele eserin ne ile bezendiğidir.

Fotoğrafçılığın en önemli sözlerinden biri olan Henri Cartier Bresson’un dediği gibi “Fotoğraf çekmek, insanın aklını, gözünü ve yüreğini aynı hizaya getirmesidir” bu sözün bize hatırlattığı ise ışık geçiren bir delik ve bu ışığı toplayan düzlem ne olursa olsun doğru verileri bize ulaştırabiliyorsa gerisi önemli değildir. Önemli olan izleyicilere neler anlatabildiğimizdir.

Güzel bir fotoğraf sanat eseri sayılamaz bir görselin güzelliği onu sadece izleyicinin duyduğu haz ile ölçülebildiğinden göreceli bir kavramdır ve sadece güzeldir. Sanat eseri olabilmesi için mesajın içeriği evrensel olmalı yaşadığı zamana ışık tutabilmeli hatta sorun varsa onun giderilmesi bir güzellik varsa onun devamını sağlayabilmesi gereklidir. Ancak böyle bir eser sanat eseri değeri taşıyacağından her türlü çekim ekipmanına sahip olan iyi bir fotoğrafçı olamaz olabilmek için sunulan eserin izleyenlerin aklında kalmasını sağlanmalıdır. Fotoğraf hayatımın on ikinci yılına girerken binlerce kursiyerim oldu ama nitelikli fotoğraf üretebilen kişi sayısı çok azdır. İyi makine ve teknoloji kullanabilmek iyi bir fotoğrafçı olunacağının kanıtı kesinlikle değildir. İzleyenlerin aklında ve yüreğinde yer eden ve kendinden sonrakilere yön veren bir etkiye sahip eserleri üretebilen kişi hangi cihaz ile üretirse üretsin o sanatçı o eserde sanat eseridir.

İyi bir fotoğrafçı insanı, zamanı, mekânı, yaşamı, doğayı, her neyi fotoğraflıyorsa hiçbir zaman elindeki ekipmanı düşünemez o anlatmak istediği duygu ne ise onu fotoğraflar.