patlamismisir @ eguncel.net

1993 yılında Michael Crichton'un romanından uyarlanan Jurassic Park sinemanın dahi çocuğu Steven Spielberg tarafından güçlü ve dönemi açısından baktığımızda başarılı özel efektleriyle beyazperdeye aktarılmıştı. Jurassic Park, o dönem gişede büyük başarı elde etmiş ve 2 devam filmi daha çekilerek üçleme olması sağlanmıştı. Film 10 Eylül 1993 yılında ülkemizde de gösterilmiş, özellikle çocuklar tarafından çok sevilmişti. Bu 'çocuklardan' biri de bendim...

Jurassic Park çıktığı dönemde 915 milyon dolarlık gişe elde etmiş, 1997 yılında Titanik filmi sinemada gösterime girene kadar 'en çok gişe getirisi getiren film' olarak biliniyordu. Sinemadaki bu başarısı doğal olarak sinema endüstrisinin para kazanmak isteyen 'babalarının' ilgisini çekmiş olmalı ki; aradan yıllar geçtikten sonra 'Jurassic World' ismiyle tekrar beyazperdeye taşındı.

Bu sefer kamera arkasında Sefaty Not Guaranteed filmiyle tanınan Colin Trevorrow yer alıyor. Filmin senaristleri ise 4 isimden oluşuyor; bunlardan bir tanesi de Jurassic Park efsanesinin arkasındaki isim olan roman yazarı Michael Crichton. Michael Crichton ilk Jurassic Park filminin de senaristleri arasındaydı. Oyuncu kadrosunda ise Chris Pratt, Bryce Dallas Howard, Vincent D'Onofrio, Ty Simpkins, Nick Robinson, Omar Sy, B. D. Wong, Irrfan Khan gibi isimler yer alıyor.

Jurassic World'un konusuna yabancı değiliz fakat bu sefer biraz daha ayrıntılı yazabiliriz: Kosta Rika yakınlarındaki Pasifik kıyılarında kurulu olan Isla Nublar adası, bundan tam 22 yıl önce Jurassic Park hikayesinin başlangıcına ev sahipliği yapmıştı. John Hammond'ın tasarladığı sıradışı park projesi, yıllar sonra hayata geçirilir ve böylece dinozor temalı, tam teşekküllü bir park ortaya çıkar. Ne var ki Jurassic World adındaki bu parkın sahibi Simon Masrani ve yardımcıları için, yıllar içerisinde azalan ziyaretçi sayısı çok büyük bir soruna dönüşür. Bu nedenle ziyaretçilerin ilgisini artırmak amacıyla riskli bir planı uygulamaya koyarlar. Simon Masrani'nin sahibi olduğu şirket, parktaki dinozorların genlerinden yeni bir dinozor türü yaratmaya karar verir. Ancak bu plan, ada sakinlerinin hayatını tehlikeye atacak ciddi bir tehditle sonuçlanır.

Filmin içeriğinde 'ekonomik kazanç' ve 'askeri amaç' gibi iki temel konu var. Ekonomik kazanç derken; dinazor yapıyorsunuz ve bunun üzerinden para kazanamadığınız için 'daha iyi bir dinazor' yapmaya kalkıyorsunuz! Para yine yönlendirici; tıpkı filmin tekrar çekilmesindeki 'ana amaç' gibi!... Askeri amaç ise her Amerikan filminde sıklıkta gördüğümüz üzere bir konu. Dinazorlarla insanlar arasındaki o korku, gerilim, bağ da çok fazla ekrana yansıtılmadı.

Jurassic World'un sloganı 'Daha büyük, daha korkunç, daha müthiş' şeklinde. Gerçekte öyle mi? Hayır. Jurassic park sinema tarihinin önemli milat taşlarından biri. Tüm seri ilk film kadar dikkat çekmese de Spielberg bu harika dinazorlar sayesinde sinema dünyası içerisinde büyük bir devrim yapmıştır. Fakat bu yeniden çekim 'fazla zorlama' bir film olmuş. 'Daha fazla diş lazım' diye insanların sinemaya olan duygularını sömürmek zaten moda ki bu konuya aslında hiç girmemek lazım...

Jurassic World'de eski seriye dair mekanların (araçların) gösterilmesi ve tekrar hatırlatılması gerçekten güzeldi. Final kısmındaki 'eskiyi hatırlatan' o sürpriz ise filmin bence en dikkat çekici yanıydı. Chris Pratt'in dinazorlarla olan bağı üzerinde daha fazla durulabilirdi; Can Dostum filmiyle gönüllere taht kuran Omar Sy'nin filmde ne işi vardı diye düşündüm açıkçası. Çok sempatik bir adam ve samimi ama dinazorların arasındaki rolü çok yapmacık geldi diyebilirim. Zaten çoğu oyuncuların sadece söylemeleri gereken sözleri söylemekle yetinip fazla bir şey katmadıklarını söyleyebilirim. Rolünü en iyi oynayan kişi -bana göre- bozuk ingilizce telaffuzlarıyla Irrfan Khan oldu demek yanlış olmaz.

Film boyunca göze batan 2 şey oldu: birincisi yapaylık, ikincisi çocukları yanlış yönlendiren sahneler. Filmdeki yapaylık her sahnede fışkırıyor: gerçekçilik ile sinema arasındaki o ince çizgi Jurassic Park ile çok iyi harmanlanmıştı ama Jurassic World bunu hiç başaramadı. Olay örgüsünün değişmemesi veya sanki kopyala yapıştır mantığı ile beyazperdeye aktarılması bir yere kadar anlaşılabilir ama olayın duygusal yönüne ağırlık vermeyip görsel efekte abanmak fazlaca eleştiriyi hak ediyor demektir. Çocukları yanlış yönlendiren sahneler daha filmin başında karşımıza çıkıyor: yahu daha ergenliğe girmemiş çocukları neden aşk sarmalı içerisinde abuk subuk sahnelerle karşımıza çıkartırlar ki?

Film, Jurassic Park'ın hayranı olan biri olarak tamamen hayal kırıklığı oldu bende...
Ailecek ve çocukların izlemesini de önermiyorum.