hanimkizhande @ gmail.com

Tarih: 31-12-2016
Saat: 20:24
Randevu almak için İmperial Hastanesi’ni aramıştım.
Dııt dıııııt…
Görevli: Buyurun İmperial Hastanesi
Ben: İyi akşamlar. Randevu almak için aramıştım.
Görevli: Evet, buyurun. Hangi doktor ve hangi gün?
Ben: Engin Sözen, bu pazartesi gününe. Saat 10:30 mümkünse.
Görevli: Efendim randevunuzu onaylıyorum. Birazdan telefonunuza mesaj gelecektir.
Ben: Tamam, çok teşekkür ediyorum. Kolay gelsin.
Görevli: Rica ederim. İyi Noeller.
Ben: T-tamam. İyi akşamlar.

Nutkumun tutulduğu o saniye…
Aklımdan neler neler geçti de bir tanesini bile dile getiremedim. Hatta bir müddet kulaklarıma inanamadım. Yoksa bir de kulaklarımdan mı görünmeliydim doktora? Hayır, doğru duymuştum. Görevli telefonu kapatmadan 2016’nın son şakasını yapmıştı bana. 1 dakika 18 saniyelik konuşma sonunda aklımda kalan tek cümle “İyi Noeller” olmuştu.

Düşündüm durdum görevli neden “İyi yıllar” demedi de “İyi Noeller” dedi diye. Kötümser olmak gerekirse öyle söylemesi gerektiği yukardan emredilmişti, o da sorgulamadan emre itaat ediyordu. Bu ihtimal itibar sarsıcı nitelikteydi. Neden diye soracak olursanız kurum ve kuruluşların halka kimlik belirtmeksizin hizmet etmesi gerekir. Çünkü kurum ve kuruluşlar itibarlarını ancak yansız davranarak sağlamlaştırabilir ve güven kazanabilirler. Şüphesiz bunun en büyük örneği 1928 yılında anayasamızın 2. Maddesinden kaldırılan "Türkiye Cumhuriyeti’nin dini İslam’dır" hükmüdür. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm dinlere eşit mesafede olarak her dinden insana kucak açması hedeflenmiştir. Bu açıdan bakıldığında “İyi Noeller” temennisinin yukardan emredildiği düşük bir ihtimal gibi görünüyordu. İyimser olmak gerekirse her aralık ayında olduğu gibi bu ay da yılbaşı-noel tartışmaları ayyuka çıktığından kızcağızın aklı karışmış olacaktı.

Bu kafa karışıklığının nedenini biliyor musunuz? Bu kafa karışıklığının nedeni Hristiyanların Müslümanlardan daha fazla yayılmacı ve cüretkâr oluşundan başka bir şey değil. Çünkü bu tavırları onları her şekilde davranmaları için özgür kılıyor. Müslümanlar ise son dinin İslamiyet olduğunu bilmiyormuşçasına yaşıyor. Hicri yılbaşı kitlelerce kutlanıyor mu? Hayır. Neden? Çünkü herkes bir başkasından bekliyor? Neden? Çünkü hiçbir marka Hicri yılbaşında indirim yapmıyor. Neden? Çünkü Hicri yılbaşı eğlenip içki içerek kafa dağıtacağımız ve kötü emellerimize alet edebileceğimiz bir gün değil. Dolayısıyla böyle bir günü kutlamak nefsimize uymuyor, kusura bakmayın. Bir anlık iç sesiniz oldum, farkındayım.

Konuyu değiştirmeyin. Yeni bir başlangıcı kutluyor olmanın hiçbir tarafı kötü değil. Birbirinizin yeni yılını kutluyor olmanızda, birbirinize güzel temennilerinizi iletiyor olmanızda hiçbir sıkıntı yok. Sıkıntı şu ki sizler "Hayır, biz Noel’i kutlamıyoruz. Siz Noel ve yılbaşı arasındaki farkı anlamayacak kadar cahilsiniz. Ne desek boşa." kıvamında konuşurken kafanızdaki ışıklı, uzun, kırmızı ve ucunda beyaz ponpon olan bereyi; çam ağacına astığınız kırmızı, gümüş, beyaz ışıklandırmalı süsleri ve dibindeki hediye paketlerini; duvarlara döşediğiniz yeşil, kırmızı, beyaz süsleri unutuyorsunuz. Bu halinizle özentiliğin sınırlarını zorluyorsunuz. Haliyle savunduğunuz şeyin elle tutulur bir tarafı kalmıyor. Yılbaşı geliyor diye evimizin direği, gözümüzün bebeği Noel baba figürlü pijama alanları mı sayayım yoksa sokak sokak dolaşıp şu ışıklı uzun, kırmızı ve ucunda beyaz ponpon olan berelerden satanları mı? Yani alıcı tarafındaki sizler de hatalısınız. Satıcı tarafındaki onlar da hatalı ve buna ses çıkarmayan bizler de hatalıyız.

Geleneğimiz olan nice güzel etkinlikleri nesilden nesile aktarmayı ucuz, yavan ve modası geçmiş bulan sizler yüzünden dinimiz de dilimiz de hatta birliğimiz de kökünden sarsılıyor. İşte bu yüzden dahili ve harici bedhahlarımız var. İşte bu yüzden içimizde kümeleşmiş bir sürü İrlandalı var. İşte bu yüzden hastalıkta, sağlıkta, kötü yılda ve yeni yılda bir olamıyoruz. İşte bu yüzden… Işıklı, uzun, kırmızı ve ucunda beyaz ponpon olan sömürü simgesi bere yüzünden.

"Haydaa, bir de sömürülmediğimiz kalmıştı." dediğinizi duyar gibiyim. Evet, sömürülüyoruz. Noel’den bozma yılbaşısıydı, sevgililer günüydü derken simgeler dünyasında bilinçaltımızı sömürüp duruyorlar. Yılbaşı için konuşacak olursak koyunlar olarak bazılarımız beyazın karı, yeşilin de çam ağaçlarını simgelediğini düşünüyor. Fakat kurtlar olarak bazılarımız koyunların aksine beyazın karı, yeşilin de çam ağaçlarını simgelemekle kalmayıp hepsinin sadece bir amaç için kullanıldığını biliyor. Yani kurtlar misyonların simgeler yardımıyla bilinçaltına kolayca işlendiğinin farkında. Ve bizler ahlaktan, edepten yoksun; İslamiyeti ve Türk milletini yozlaştıran onlarca dizi ve programın etkisi altında olanı biteni ağzı açık izlerken onlar tam olarak da istediklerini almış oluyorlar.

Hak dinimiz İslamiyet’in getirdiklerini; giyim, başörtüsü, yaşayış kuralları gibi; modası geçmiş bulan sizlere bir not: dinler arasında en günceli İslamiyet’tir. İslamiyet Hz. Muhammed’e (s.a.v) 610 yılında Mekke’nin Hira Dağı’nda nizamlı ve kusursuz bir şekilde hiçbir internet tarayıcısının erişemeyeceği bir hızla Cebrail Aleyhisselam aracılığıyla yeryüzüne indirilmiştir. Keşfedilmesi ve uygulanması içinse tek bir şart vardır. O da ilk sözcüğüdür: İKRA, OKU.


اقْرَأْْ بِاسْمِْ رَب كَْ الَّذِي خَلَقَْ
Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka).
Yaratan Rabbinin adıyla oku.
Hayırlısına, en doğrusuna ve hak edilene ulaşmak için önce oku.
Son olarak hala Noel’i değil de yılbaşını kutladığını savunan insanlar çok sevimli uyuyor. İlişmeyin uyusunlar.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle.
Allah’a emanet.