hanimkizhande @ gmail.com

Kim Kyung-jae ismi size hiç tanıdık gelmiyor, biliyorum. Bu araştırmayı yapana kadar ben de kendisinden haberdar değildim.

Güney Koreli Kim Kyung-jae hayatının son 86 saatini çevrimiçi bir oyun oynayarak geçirdi. 2002 yılında öldüğünde henüz 24 yaşındaydı. Onun ölümünden tam 10 gün sonra Tayvan'da 28 yaşındaki Lien Wen-cheng bir internet kafeye girdi. Durmadan oyun oynayarak geçirdiği 32 saatin ardından kafe çalışanları onu tuvalette ağzı köpürmüş ve burnu kanamış halde yerde yatarken buldular. Cankurtaran hastaneye vardığında Lien Wen-cheng çoktan ölmüştü. Polis, ölüm nedenini aynı pozisyonda uzun süre oturmaktan kaynaklanan tükenmişlik olarak açıklamıştı. Bu tabi ki tıbbi açıklamaydı.1

Peşi sıra ölümler insanların dikkatini çekmişti. Gencecik insanlar ara vermeksizin çevrimiçi oyunlar oynuyorlar, en temel ihtiyaçları için dahi oyunlarını bırakmıyorlardı. Yoksa internete bağımlı mı olmuşlardı?

Psikologlar tek sorunun saatlerce internet kullanımı olmadığının altını çiziyor. Asıl sorun internetin genç insanların hayatındaki rolünün ne derece büyük olduğudur diyorlar. Okulları nasıl gidiyor? Mezun olabiliyorlar mı? Sporla uğraşıyorlar mı? Arkadaşları var mı? Sosyalleşebiliyorlar mı? Hepsinden önemlisi internete girmedikleri zaman ne hissediyorlar?

Lise çağındaki Jin, okuldan eve geldikten sonra vakit kaybetmeden bilgisayar başındaki yerini alıyordu. Çevrimiçi oyun oynarken ailesiyle yemek yemeyi dahi reddediyordu. Zamanının çoğunu internet ortamında geçirdiğinden temel ihtiyaçlarını hissetmekten acizdi. Bir akşam yine sanal ortamda oyun oynamaya daldı, uyku uyumadı. Ve ertesi sabah gerçek hayatla yüzleşmesi biraz zor oldu. Sınavı vardı. Başarısızlık bu sefer kaçınılmazdı. Nitekim çocuklarının başarısının düşmesi ailesinin onun ciddi bir problemi olduğunu anlamalarını sağlamıştı. Bilgisayarından uzak kalınca kendini toparlayacağını düşünen aile, Jim'i bir hafta bilgisayarından uzaklaştırmıştı. Bir hafta boyunca çevrimiçi oyun oynayamayacak olan Jim saldırganlaşmıştı. Odasından çıkmak, okula gitmek ve arkadaşlarıyla zaman geçirmek istemiyordu. Jim artık internet bağımlısı olmuştu.

İnternet bağımlılığı meselesinin ayyuka çıkması Çin hükümetini harekete geçirmişti. Yapılan araştırmalar ve edinilen bilgiler ışığında hükümet, internet bağımlılığını bir hastalık olarak kabul etmişti. Çin İnternet Ağı Bilgi Merkezi (CNNIC) 30 Haziran 2006 tarihi itibariyle 123 milyon kişinin İnternet'e girdiğini, bunların %14.9'unun 18 yaşından küçük olduklarını açıklamıştır.2 Raporlar Çin'deki genç internet kullanıcılarının %13,7'sinin yani yaklaşık 10 milyon kadar gencin bu rahatsızlığa tutulduğunu gösteriyordu.

Güney Kore ve Tayvan'ın da aralarında bulunduğu birçok Asya ülkesi 21. yüzyılın hastalığı internet bağımlılığına en sık rastlanan ülkelerdir. Hatta Güney Kore nüfusunun %90'ının evlerinde yüksek hızlı internet vardır ve Güney Kore'de internet kafeleri 7 gün 24 saat açık bulmak mümkündür.

Sosyal iletişim/paylaşım siteleri, internet günceleri, alışveriş siteleri ve tabi ki oyunlar... Tüm bunlar internetin amacını aştığının birer ispatı niteliğinde. Başlangıçta bilgiye hızlı ulaşım amacıyla yola çıkılan bu serüven, şimdilerde yerini "nedensiz kumar" alışkanlığından tutun sosyal hayattan kendini soyutlamaya kadar birçok kanaldan hayatımızı etkileyen internet bağımlılığını beraberinde getirmiştir.

Bugün artık dünyanın her yerinde okul, iş ve ilişkilerdeki sorunların temel kaynağı internet bağımlılığı olarak görülmektedir. Bu sebeple Güney Kore okul çağındaki çocuklar üzerinde çeşitli testler yapıyor. Çin, 2008 yılında internet bağımlılarının tedavi edilmesi için Pekin'de bir kamp kurmuştur. Gençlerin aileleri tarafından getirildikleri bu kamplarda askeri disiplin uygulanıyor.3 Kampta öğrenciler sebze doğramak, birlikte yemek yemek ve oda temizliği gibi günlük işlerin yanı sıra spor, dans gibi etkinliklere de katılıyorlar. Öğrencilerin beyinlerine, bağımlılık derecelerine göre uyuşturucu bağımlılığından kurtulmaya çalışan hastalara yapıldığı gibi elektrotlar takılıyor. ABD ilk kliğini, şaşırtıcı şekilde, Microsoft Genel Merkezi'nin yakınında kurmuştur. Ülkemizde ise Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi bünyesi altında internet bağımlılığı tedavi edilmektedir.

Yeşilay teknolojinin neden olduğu sorunları şu şekilde sıralıyor: gözlerde yanma, boyun kaslarında ağrı ve sertleşme, beden duruşunda bozukluk, elde uyuşukluk, halsizlik, akademik başarıda düşüş, kişisel ve çevresel sorunlar, zamanı idare etmede başarısızlık, uyku bozuklukları, yemek yememe, etkinliklerde azalma ve internet arkadaşları dışında kendini soyutlama.4

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ali Bozkurt ise "Sosyal açıdan içe dönük, utangaç kişilerin ve ebeveynleri ile iyi bir iletişim geliştiremeyen ergenlerin bilgisayar ve interneti fazlaca kullanmaya başlaması, içe kapanması ve bağımlılık geliştirmeleri olasıdır." tespitinde bulunuyor. Aynı zamanda Bozkurt suçluluk duyguları, anksiyete, depresyon, huzursuzluk, korku, duygusal dalgalanmalar, mutsuzluk, yalnızlık hissi, yerinde duramama gibi duygusal belirtilerin yanı sıra mide sorunları, düzensiz yemeye bağlı kilo kaybı veye artışı, sırt ve baş ağrıları, görme sorunları, sinir sıkışması, kişisel bakım ve temizlikte aksaklık gibi fiziksel sorunların da internet bağımlılığının beraberinde gelebileceğini vurguluyor.5

Evet, internetsiz bir yaşam oldukça zor. Ev hanımları yemek tariflerini, temizlik püf noktalarını internetten öğreniyorlar. Üstelik hünerlerini takipçileriyle paylaşabiliyor ve belki de bu yolla kendi paralarını kazanabiliyorlar. Çizgi film kanalları, modacılar, fotoğrafçılar, doktorlar, mühendisler ve daha niceleri... Son on yılda hayatın her alanından insanlar için internet ayrı bir iş kapısı haline geldi. Artık birçok internet kullanıcısı için internet hayatın içinde olmak için şart. İnternete erişimimiz olmadığı zamanlarda ne yapacağımız konusunda elimiz ayağımıza dolaşıyor, paniğe kapılıyoruz.

Sahi internetten önce hayat nasıldı? Eskiden bayramlarda, doğum günlerinde ve geçmiş olsun temennilerinde yüz yüze gelmek mecburiyken üstelik bir araya gelmek için bu günleri iple çekerken şimdilerde doğum günü fotoğrafına bir kalp göndermek, Whatsaap'tan temennileri iletmek işimizi görüyor. Aslına bakılırsa internetin sağladığı kolaylıkları kötüye kullanıyoruz. İnsanları sohbetimizden, güler yüzümüzden ve sahici düşüncelerimizden mahrum bırakıyoruz. Ve git gide sosyal yanımız törpüleniyor. Daha da kötüsü biz internetle beslenip büyümemişken çocuklarımızın beynine aşırı dozda internet yüklüyoruz. Tam da bu noktada Yeşilay bizi uyarıyor. 2 yaşından küçük çocukları televizyon, telefon ve bilgisayara maruz bırakmayın. Okul öncesi yaş grubunda ise günde yarım saatlik sınırı aşmayacak şekilde televizyon ve bilgisayar kullanımında sıkıntı yoktur deniliyor. 

Azı karar çoğu zarar meselelerde bugün konumuz internetti. Kim Kyung-jae, Lien Wen-cheng ve onlar gibi nice genç için vakit çok geç. Fakat bu yazıyı okuyup durumun vahametinin farkına varan bizler için bir umut hala var. Unutmayalım ki doğru şekilde ve güzel amaçlar için kullanıldığında internetin kimseye bir zararı yoktur.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle.

Allah'a emanet.

 

1 http://www.smh.com.au/articles/2002/10/19/1034561356377.html

2 https://tr.wikipedia.org/wiki/İnternet_bağımlılığı

3 http://bigumigu.com/haber/bir-the-new-york-times-belgeseli-internet-bagimliligi-tedavisi/

4 http://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/teknoloji-bagimliligi

http://www.trthaber.com/haber/saglik/internet-bagimliligi-ruh-hastaliklari-listesinde-288550.html