baris.narsen @ gmail.com

Türkiye; Avrupa Şampiyonasına ikide sıfır çekerek başlamışken en çok tartışılan isimlerin başında kuşkusuz Fatih Terim geliyor. Televizyonlar, gazeteler, radyolarda ve sosyal medya dahil her yerde karalama kampanyası başlatılmış durumda. Eleştiriler yerini hakaretlere bırakırken kazandığı parayı sorgulayanlardan tutun giydiği takım elbiseye kadar küstahça başlıklar atılıp futbol bilgisi dahi sorgulanarak yerden yere vuruluyor Türkiye Futbol Direktörü. (Türkiye'de Milli takımlar bazında futbol adına A'dan Z'ye sorumlu kişi) Türkiye'de teknik direktör denilince akla gelen bir kaç isimden biri Terim; öyle ki ne zaman Türk futbolunun başı sıkışsa kurtarıcı olarak görevinin başına hiç düşünmeden gelir günü kurtarır sonra hiçbir şey olmamış gibi teşekkür edilir görevi sona erer. 

Milli takımımızın tarihindeki başarılara baktığımız zaman ön sırada Fatih Terim ve Şenol Güneş hocayı görürken bir üçüncü ismi ortaya atmak için bile bir sürü aday çıkarırız. Fatih Terim demişken ufacık bir hatırlatma; daha önce 2002 yılında düzenlenen UEFA Elit Teknik Direktörler Forumu'na davet edilen ilk Türk teknik direktör unvanını kazanmış, aynı organizasyona 2012 ve 2013 yıllarında tekrar davet edilmiş bir teknik direktörden bahsediyoruz.

Başarısızlıkları!

1993 de milli takımın başına geçen Terim 1996 da ilk kez Avrupa Şampiyonasına katılmamızı sağladı. Daha sonra 2000’de Galatasaray'la UEFA kupasını kazanan Terim Avrupa macerası (Fiorentina ve Milan) sonrası 2005 de tekrar Milli takımın başına geçip Dünya kupası elemelerinde play-off oynatmayı başarsa da İsviçre'ye elenerek 2006 Dünya kupasına gidemedi ve tüm başarısızlığı kendine pay çıkardı. Sonrasında 2008 Avrupa şampiyonası yolunda da eleştirilerin odağındaydı milli takım ve Fatih Terim. Son iki maçta aldığı galibiyetlerle 2008 Avrupa Şampiyonasına katılırken milli takım harikalar yaratarak Avrupa 3.lüğüne kadar gitti. Sonrasında 2010 Dünya kupasına taşıyamadığı için bir kez daha görevi son bulmuştu. Ve görev onu Galatasaray'ın başındayken yine çağırdı ve o düşünmeden yine kabul etti sonrası mı? Bugün Euro 2016’dayız. Çoğu otorite, sosyal medya uzmanları, futbol düşünürleri!, futbol yorumcuları verilen emekleri, kat edilen yolları, alınan galibiyetleri, atılan golleri, hüzünleri, sevinçleri hiçe sayıp şansla! lobiyle! motivasyonla! gazla! mucizelerle! geldiğimiz bir turnuvada olduğumuzu düşünüyor. 
Aslında tercihleri tartışılır Fatih Hoca’nın kaleci tercihinden stoperine, orta sahasından forvetine, birçok bölgedeki tercihi yanlış görünmekle birlikte gelen kötü sonuçlarla da pekişmiş durumda. Kadroya Stoperde Ömer Toprak ve Ersan Gülüm gibi iyi sezon geçirmiş oyuncuların alınmaması, ön liberoda oynayan Mehmet Topal’ın oyunu iyi kurması yüzünden stoperde olması yanlış tercihlerden bazıları… Bu arada canımızı yakan şeyin tercihler, teknik, taktik, sahadaki oyunumuzdan çok kaybettiğimiz maçlardaki ruhtan yoksun, mücadele etmekten aciz bir Milli takım görmemiz. Milletçe hassas olduğumuz şu günlerde en üzüldüğümüz noktalar bunlar… 

Evet; Türkiye’nin halen daha guruptan çıkma şansı var aslında en iyi 3.lerden biri olarak. Belki de çıkamayıp 0 çekecek ama bu üslupsuz eleştiriler, hakaretleri kullandığınız adamın kim olduğuna bir bakın isterim. 96 ya giderken de 2000 de kupa alırken de 2008 deki Avrupa 3.lüğünde de ve son Avrupa şampiyonasında da bu adamın imzası var. Ha Sevmezsiniz, gıcık olursunuz, egoludur dersiniz, futbolu bilmez dersiniz, gazla çalışıyor falan dersiniz orası ayrıdır Ama ne derseniz deyin SAYGI unsurları çerçevesinde deyin.

SAYGI LÜTFEN!!!