iletisim @ eguncel.net

Son zamanların en özlü sözü belkide 17 Aralık öncesi - sonrası.

Hani Türkiye ekonomisinin 24 Ocak 1980 de yaşadığı ekonomik dönüşüm bugün halen 24 Ocak kararları diye anılıyor ya, 17 Aralık'ta siyasi bir dönüşüm mü oldu acaba ya da yıllar sonra da böyle mi anılacak?

Peki n'oldu 17 Aralık'ta. Kimilerine göre darbe kimilerine göre yolsuzluk operasyonu kimilerine göre bilmem ne...

Neyse mesele farklı. Mesele 17 Aralık öncesi görülen davalar ve bunların 17 Aralık sonrası yeniden görülmesi...

2002 yılı sonlarında iktidara gelen Ak Parti hükümeti zamanında gündeme damgasını vuran en büyük olaydı sözde Ergenekon davası. Ardından da sözde Balyoz. 2011 yılına gelindiğinde birde buna sözde şike davası eklendi. 

'Sözde' niye sözde peki yeniden görülüyorda onun için. Peki neden yeniden görülen bir davaya 'sözde' diyelim ki. Çünkü eski kararlar eski yargılamalar yok hükmündedir de ondan.

Birde 17 aralık öncesi medya var tabi... Bu davalara delil teşkil eden gazete yazıları, ana haberlerde yapılan propagandalar, bu davalar için yapılan özel yayınlar, hatta Türk halkının bu dönemde tanıdığı birçok isim.

Kimsenin tanımadığı birileri giriyordu hayatımıza. Bakıyoruz Ergenekon davası var hepsi siyasetçi bakıyoruz şike davası var hepsi spor adamı(!)

Kamuoyu oluşturuluyor halk inandırılıyordu. Kimi hukukçular bu davalardaki hukuksuz durumları anlatmaya çalışıyordu ama ne fayda çünkü o zamanların en ön planda gelen hukukçuları yine o dönemde ortaya çıkan ve kimi zaman siyasetçi kimi zaman spor adamı(!) olan bu insanlardı.

Evet belki bir yapı vardı ve devlet aleyhine çalışmalar yürütüyordu belki başka bir yapıda darbe planlıyordu hatta belki birileride şike yapıyordu...

Ama belkilerden daha kesin birşey varsa o da o zamanlar bu davaların medyada propagandasını yapan az önceki özelliklere sahip insanlardı.

Ne oldu peki 17 Aralık sonrası... Nerde bu insanlar?

Kimi şuan hapiste kimi kaçak kimi ise Ak Partinin yanında yola devam ediyor.

Peki şimdi neden Ak parti yanında kalan bu medya mensupları o zaman yaptıkları propagandalar aleyhine özür niteliğinde programlar yapmıyorlar. Kanal kanal gezip hatta neredeyse gördükleri mobese kameralarına bile açıklama yapacak kıvama gelen, ergenekon, balyoz, şike diyen bu grup şimdi neden bu davaların anti propagandasını yapmıyorlar.

Ama Ak partiye yapılan yolsuzluk soruşturmasında hepsi yine kanal kanal geziyor hepsi davanın hukuksuz olduğunu bas bas bağırıyor.

Aynı propagandayı Ak Parti grubuda yapıyor. Bir zamanlar aynı savcıların aynı hakimlerin kararlarına haşa Allah'ın hükmüymüş gibi inanan ve kabul eden bu grup ucu kendilerine dokununca nasılda kıvranıyor. Ama sadece kendileri için kıvranıyorlar. Sözüm ona ortadaki hukuksuzluğu anlatmaya çalışıyorlar. Yalnız sadece kendilerine yapılan hukuksuzluğu... ya önceki hukuksuzluklar, onlar sadece gazetelerin kıytı köşelerinde, beyanatların satır aralarında...

Yani demem o ki biraz iki yüzlülük var sanki ortada. Yani 17 aralık öncesi yargılanan dava sanıklarına deniliyorki sizde bu yapının kurbanı olmuşsunuz...

Ee hani anti propaganda hani manşetlerden düşmeyen dava duruşmaları...

Mesela bir kaç hafta öncesi sözde şike davası kapsamında yapılan yeniden yargılama sırasında açıklanan ara karar.

Bu ara karar için günlerce program yapıldımı. Birinci ağızlardan görülen her mikrofona beyanatlar verildimi...

Ama Ak parti söz konusu olduğunda onun lehine açıklanan bir karar olduğunda... o zaman propagandaya devam. Mikrofon aramaya beyanat vermeye yolsuzluğun aslında olmadığını anlatmaya devam.

Kısaca neden 17 Aralık öncesi gerçekleşen davalar sırasında davaların haklılığı konusunda yapılan algı yönetimi şimdilerde aynı davaların haksız olduğu konusunda yapılmıyor.

İşte budur iki yüzlülük. Birazda bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılık...

Konuk Yazar: Hikmet YILMAZ