iletisim @ eguncel.net

“- Yeni Camideki vaiz bileceksin belki ?

- Bileceksin ne demek, Mandal Hocayı kim bilmez ki?

-Tacı yok, tahtı da yok, kendisine malik sultan...”

M. Akif’in Safahatında, yukarıdaki cümlelerle başlayan Oflu Mandal Hoca’nın hikayesinden bahsedeceğim. Oflu Mandal Hoca İstanbul’da Padişahın ikamet ettiği Yıldız sarayına çıkar ve Padişahı yüzüne karşı eleştirir. Gecikmeden karşılığını alır ve bir araba sopa yer. Baygın vaziyette bir takayla Trabzon’a gönderilir. Sonra Trabzon Valisinin karşısına çıkarılır. Trabzon valisiyle Oflu Hoca arasındaki konuşmayı Mehmet Akif’in Safahatından aktaralım.

“ - Vay  imam, sen yine düştün mü bu kışlarda ? Yazık !

Ya Hocam, sen niye ta Yıldız’a (yıldız sarayı) çıktın bu sefer?

Otur anlat bakalım, çünkü fena söylediler.

- Kim fena söyledi?

- İstanbul’a sormuştuk da......

“Oflu yavaş yavaş bağdaş kurup oturarak koltukta, dedi ki:

- Çoktan beridir benim vardı bir derdim:

Gideyim, zalimi uyarayım, isterdim.

O, bizim cami uzaktır, gelemez, engel ne?

Giderim ben, diyerek, vardım onun camiine

Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid

Koca  Şevketli ! Doğrusu bunu etmezdim ümid.

Belki kırk- elli bin askerle sarılmış Yıldız;

O silahşörler, o al fesli herifler sayısız.

Neye mal olmada seyret herifin bir namazı;

Sade altmış bin adam kaldı namazsız enayi!

Hele savurganlık sınırını aşan masrafı dersen sorma,

Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma. 

Dedim ki bunca zamandır nedir bu gizlenmek,

Biraz da meydana çıksan da derdimizi döksek.

Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören, ne eden;

Ya çünkü saklanıyorsun, demek ki: korkudasın:

Ya korkan adamlar gerek ki  saklansın.

Değil mi korkudasın var kabahatin mutlak !...

.............................................................

Bu sözlerden sonra Mandal Hocayı muhafızlar tekmeyle, dipçikle  dövdüler. Oflu  Mandal Hoca ertesi günü kendine geldiğinde;

“ Dedim ki:  Anlatırım ben Hamid öbür gelişe

Adam aldıkça lazistan kıyısından takalar,

Kurtuluş yok seni Mandal yine bir gün yakalar” 

M. Akif Safahat’ında anlatmaya devam ediyor:

“- İşte gördün ya, Hocam, millet için gerekli olan,

Hoca Mandal’daki iman gibi sağlam iman

Titretirsin yine dünyayı, emin ol tir tir,

Hele sen Doğu’ya o imandan beş-on sine getir.”  

Oflu’nun doğru bildiklerine olan inancını överek, bir de bu inancın ilimle birleştirildiğinde ne büyük güç olacağını şöyle anlatıyor şair;

“Oflu’nun ilmi de olsaydı o imana göre

Baştan başa tevhid ile dolmuştu Küre (Dünya)”

Günümüzde Oflu Mandal Hoca yürekliliğinde kaç kişi gösterebilirsiniz. Herşeyi göze alıp padişaha halkın sorunlarına, dertlerine duyarlı olmadığı, zalimlik yaptığı yönünde bir eleştiri yapabilmek kimin harcı?

“Halk figuran. Onun tek görevi var. Zamanı geldiğinde bizlerin lehinde oy kullanmak. Bunun dışında bizi hesaba çekmeye, yaptıklarımızı kontrol etmeye veya sorgulamaya hiçbir hakları yok. Zaten onlar için neyin iyi olduğuna da biz onlardan iyi karar veririz” düşüncesi siyasetçilerdeki hakim düşünce.

Bu paternalist düşünce sadece politikacıların ve bürokratların çıkarlarını maksimize yapma düşüncesinin değil, halkın yıllarca tepkisiz, duyarsız kalmasının da bir sonucudur.

Yeri geldiğinde verilen  oyun hesabının sorulabildiği ve yine her zaman yaptıklarının hesabını vereceğini düşünerek, alınacak politik kararların tamamen toplum çıkarları doğrultusunda yönlendirildiği bir Türkiye en büyük dileğimiz.

Bugün  Oflu Mandal Hoca gibi inançlı, cesur, hesap sorabilen insanlara olan ihtiyaç her zamankinden daha fazla