bernasarica1995 @ hotmail.com

Dünya savaşları dönemleri uluslararası ticareti ve ekonomiyi alt üst etmişti. Haliyle uluslararası para sistemi de (UPS) paramparça olmuştu. Bunun üzerinedir ki II. Dünya Savaşı esnasında 44 ülke yeni bir para sistemine geçmiştir. Bu para sistemi Bretton Woods olarak adlandırılmıştır. Bretton Woods ünlü ekonomist White’ın (White-Plan) görüşlerini baz almıştır. Bu görüşler doğrultusunda UPS, ABD dolarına endekslenmiştir. Altınla ABD dolarının konvertibilitesi sağlanmıştır. Bu durum ise ABD Merkez Bankası üzerinden yürütülmüştür.

 

   Bretton Woods Sistemi ile ABD doları artık ciddi ölçüde değer kazanmıştı. II. Dünya Savaşı bitimi sonrasında dünyadaki ekonomik büyüme ABD sermaye ihracatını yarattı. Bu durumla doğru orantılı olarak ABD doları değerinde daha da bir artış gözlemlendi. Vietnam Savaşı ile ABD’ni para arzı ani bir şekilde artmıştı. Arzın artışı doların değerinin düşüşüne sebebiyet vermişti. Bu duruma bağıl olarak Amerika’da altın standardı oluşamadı. Artık Bretton Woods Sistemi çökmüştü.

 

   Bretton Woods Sistemi’nin çöküşünün yanı sıra 1973 Arap – İsrail Savaşı’nın neticesi olan Petrol Krizi dünyada geniş yankılara neden olmuştu. Özellikle de gelişmiş ülkelerde büyük buhranlara sebebiyet vermiştir.

 

   Vuku bulan bu iki olay üzerine Almanya, Fransa, İngiltere ve ABD Finans Bankaları 25 Mart 1973’te toplandılar. Daha sonraları Japonya, İtalya ve Kanada’nın da katılımıyla G7 (Group of Seven) ortaya çıktı.

 

   Başlarda ekonomik bir topluluk olan bu grup, zamanla konu itibariyle daha da geniş bir yelpazaye yayılmıştır. İnsan hakları, demokrasi, enerji, terörizm, güvenlik, çatışma, çevre koruma vb gibi konular üzerine de etkinlik göstermiştir.

 

   Grup temel gaye olarak şu amaçlar üzerinde şekillenmiştir; işbirliği, taraflar arası hoşgörü, uluslararası etkinlikler canlı kılmak, uluslararası krizlerde ortak strateji geliştirmek ve uygulamak, diğer ülkelerle etkileşim yaratmak, zirvelerde alınmış olan kararların uygulanıp uygulanmadığını denetime tabi tutmak ve dünya para ve ticaret sistemini geliştirmek.

 

   1990’lı yılların başlarından itibaren G7 toplantılarına katılmaya başlayan Rusya, 1997’de resmi olarak üye olmuştur. Rusya’nın katılımıyla bu platform G8’e dönüşmüştür. Avrupa devletlerinin, komünizm akımından yeni yeni arınmaya başlayan Rusya’yı bu platforma alma amacı; Rus ekonomisini serbest piyasa pazarına sokmak ve liberal demokrasiyi kurumsallaştırarak G7 normlarına eklenmesini sağlamaktı. Fakat tüm bunları tam manada Rusya yerine getirmemişti.

 

   Kanada Finans Bakanı Paul Martin ve ABD Hazine Bakanı Lawrance Sanders G8 üyelerinin küresel yapılanmadaki yetersizliğini vurgulayarak, gelişmekte olan ülkelerin katılımının sağlanmasının gerekliliğinin altını çizdiler.  Bu duruma ise; 1990’ların sonlarında vuku bulmuş olan Latin Amerika ve Asya Krizleri sebebiyet vermiştir.

 

   1999’da Berlin’de yapılan toplantıya gelişmekte olan ülkelerde katılmıştır ve onlara da resmen üyelik verilmiştir. Bu toplantıya katılan ülkeler G20’yi oluşturmuştur. Bunlar; Türkiye, Avusturalya, Brezilya, Arjantin, Çin, Fransa, Kanada, Almanya, Güney Kore, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İngiltere ve Birleşik Devletler’dir. Ek olarak AB’de G20’yi temsil etmektedir. Bu ülkeler bu gruba dahil edilirken; bu oluşumun küresel ekonomik yönetişimde baskın bir rol alması, aynı zamanda devamlılığı için büyüklük, ekonomik, bölgesel ve jeostratejik konumları ile ön plana çıkan ve bu nitelikleri üzerinden küresel ekonomik sistemde etki alanı oluşturabilme potansiyeli olan ülkelerin alımı baz alındı. Örneğin; Suudi Arabistan’ın en büyük arap ekonomisi oluşu, Türkiye’nin jeostratejik konumu, Güney Afrika’nın Afrika Bölgesi’nin en büyük ekonomisi oluşu gibi.

 

   Ayrıca gruba dahil olmayan, fakat daha geniş kitlelere hitap etmek amacıyla toplantılara birer gözlemci olarak Orta Asya, Kuzey Afrika ve Karayipler gibi bölgelerinde katılımı sağlanmaktadır. Bunlar resmen üye olmadıklarından dolayı söz hakları da yoktur. Sadece etkisiz gözlemci rolünü üstlenirler.

 

      G20 ülkeleri küresel ticaretin %80’, küresel ekonominin %85’lik dilimine sahiptir. 4.7 milyar nüfusu ile de dünya nüfusunun %70’lik dilimini kapsar. G20; IMF, DB, BM, FİP (Finansal İstikrar Platformu) ve DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) gibi uluslararası örgütleri de kendi içinde bulundurmaktadır.

 

   Maliye Bakanları ve Merkez Bankası başkanlarından oluşan G20, şimdiye dek sadece sekiz defa devlet başkanları nezdinde bir araya geldi. Sekizinci defa ise Antalya’da toplandılar.

 

   Peki Antalya’da gerçekleştirilen sekizinci G20 Zirvesi’nde hangi konular ele alındı?

 

   14 Kasım – kalkınma ve iklim değişikliği,

 

   15 Kasım – “Kapsayıcı büyüme; küresel ekonomi, büyüme stratejileri, istihdam ve yatırım stratejileri” başlıklı liderler oturumu yanı sıra terörizm ve mülteci krizi,

 

   16 Kasım – ticaret ve ekonomi konuları ele alındı.

 

   16 Kasım’da liderler, Antalya Bildirgesi ve Antalya Eylem Planı’na son halini verdiler ve kabul ettiler.

 

   2016’da ise G20’ye Çin’in Hangzhou şehri ev sahipliği yapacaktır.