mehmetmertek @ eguncel.net

2000’li yıllarla birlikte dünyamız teknoloji anlamında çağ atlamıştır. Bu teknolojik hızlı gelişim hepimizi korkutmaya ve meraklandırmaya doğru gitmektedir.

Mesela bir tansiyon aleti insanların kan basıncını ölçmeye yarayan bir cihazdır. Gelecekte ise insanın tansiyon ve kan basınç değerlerinin verilerini kaydederek, kişi hakkında olası rahatsızlıkları öngörüp hekime teşhis konusunda destek olabilecek bir yapay zekâya sahip bir nesne olacaktır.

Beklenen trend teknolojilerin temelini akıllı, dijital, ağ temaları oluşturmaktadır.  Bu temalar, yeni ve farklı uygulama alanları buluyorlar ve mevcut endüstriler karşısında önemli bir potansiyele sahipler.

Yapay Zekâ ve Makineler

Yapay zekâ ile makine öğrenimi önemli bir noktaya ulaştı. Talimatları öğrenen, uyarlayan ve kendi potansiyeline göre özgür(özerk) davranan akıllı sistemler dünya da önemli konuma sahip olmaya başlamıştır. Aslında Yapay Zekâ, Robotlar ve Makinelerle ilgili konular ilk kez beyazperde de kullanılmıştı. 1999 yapımı Robot Adam filmiyle başlayan daha sonra Yapay Zekâ, Ben Robot, Transformers ve Terminatör serileriyle devam eden, Ölüm Makinesi ve Evrim gibi ses getiren birçok sinema filmi bu konuyu işlemişti. Peki, Yapay Zekâ nedir? Derin öğrenme, doğal dil işleme gibi teknolojileri içeren yapay zekâ ve makine öğrenimi; anlamak, öğrenmek, tahmin etmek, karmaşık problemleri çözebilmek, davranışları geliştirebilmek gibi geliştirilmiş sistemleri de kapsar.  Bilgisayar alanıyla ilişkilendirilse de matematik, biyoloji, psikoloji gibi alanlarla da yakından ilgilidir. İnsansız araçlar, akıllı şehirler ve yaşam alanları gibi birçok alanda etkili olacaktır.

Akıllı Uygulamalar

Akıllı uygulamalar günlük işlerimizi her alanda kolaylaştırmaktadır. Akıllı telefonlarla birlikte önemi artmıştır. İnsanlar için sanal asistanlık görevini yürütmektedir. Güvenlikten kurumsal uygulamalara kadar birçok uygulamaya yapay zekâ eklenebilir. Yapay zekâ ile birlikte bizim adımıza karar verebilecek, iş planlarımızı ayarlayabilecek, analitik düşünme ile beraber her anlamda hayatımızı kolaylaştıracaktır. Bulunduğumuz yıl içerisinde akıllı uygulamalarında daha fazla geliştirilerek insanların kullanımına sunulması beklenilmektedir.

Dijital Sanal Gerçeklik

Sanal gerçeklik dediğimizde hepimizin aklına sanal ortamda gerçekmiş gibi bir dünya olduğu düşüncesi vardır. Teknik olarak kişilerin ordaymış gibi hissetmesini sağlayan bilgisayar kaynaklı 3 boyutlu bir ortamdır. Sanal gerçeklik eğitim içinde kullanılabilir. Öğrencilerin birçok dersi yaşayarak ve hissederek daha kalıcı öğrenilmesi sağlanabilir. Sanal ve gerçek dünyanın harmanlanmasıyla geliştirilen arttırılmış gerçeklik ise, işletmelerin grafiklerini birbirinin üzerlerine bindirilmesini sağlamaktadır. Sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçekliğin daha da geliştirilerek insanların duygularını içerecek görsel olarak dalıp gitmeden çok daha ötesine geçerek geliştirilmesi muhtemeldir. Şimdiden birçok işletme 2020 yılına kadar sanal gerçekliği iş planlarına dâhil ederek geliştirmeyi hedeflemektedirler.

2.seri de görüşmek üzere..

 

Kaynak: Gartner, Forbes, CIO, Karel, Teknolo.com