ehaber2008 @ hotmail.com

24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine bugün itibariyle 14 gün var. Şu ana kadar yapılan anket ve değerlendirmeler neticesinde yüksek bir ihtimalle Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan kazanacak. Muhalefet partileri de böyle bir neticenin olacağını gayet iyi biliyor.


Bana göre muhalefet partilerinin sıralı şekilde 3 hedefi var. İlk hedefi gerçekleştiremezseler 2. Hedefi onu gerçekleştiremezlerse 3. Hedefi gerçekleştirmek isteyecekler. 3. Hedefi gerçekleştiremezlerse ne olacak?
İlk Hedefleri Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin 2. Tura kalması için Cumhurbaşkanı Adayları Muharrem İnce, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu ayrı koldan aynı taktik ve aynı söylemlerle hareket ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranını %50’nin altına çekerek seçimleri 2. Tura taşımak. Tabi bu eldeki verilere göre mümkün gözükmüyor.


Cumhurbaşkanlığı seçimlerini büyük bir ihtimalle kazanacak olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı mecliste muhalefete düşürmek için 7 Haziran 2015 seçimlerinde olduğu gibi ayrıca bir çalışma yürütüyorlar. Hiç kuşkusuz bu çalışma CHP’nin üst düzey yöneticilerinin de teyit ettiği HDP’nin barajı geçmesi için çalışmaktan başka bir şey değildir.


İkinci hedef olarak hem kendileri hem de HDP’nin desteği ile Türkiye Büyük Millet Meclisinde meclisi kilitleyecek ya da Meclisi karşılıklı fesih yetkisini kullanarak Cumhurbaşkanını feshedebilecek çoğunluğa ulaşmak. Tabi burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da meclisi feshedebilir. Burada iki tarafa da verilen bir yetki söz konusu. Biri diğerini feshederse otomatik olarak diğeri de fesholuyor. Millet ittifakı adıyla yıkıcı hedefler doğrultusunda bir şemsiye altına toplanan bu yapı böylelikle meclisi kilitlemeyi hedeflemektedir.


Üçüncü hedef olarak seçimlerin ‘Millet İttifakı’nın meclisi kilitleyerek, sabote ederek, Cumhurbaşkanını yeni bir seçime zorlamaktır.


Tabi bu aşamadan sonra hiç kuşkusuz çok fazla entrikaların yaşanacağı aşikardır. Hiç unutmuyorum Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı sistemi için “Başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz.” diye söylediği cümleler hala hafızalarda yerini koruyor. İhtimal dahilindedir ki ülkemizde kargaşa ortamı çıkarmak isteyenler dış destekli eylemler neticesinde toplumsal olayları da yoğunlaştırmak isteyeceklerdir. Olaylar Allah korusun Kılıçdaroğlu’nun iddia ettiği “Kan dökme” boyutuna ulaşırsa yeni bir darbenin de zeminini oluşturmuş olacaklardır. 1980 darbesi bu ihtimale örnek teşkil edecek niteliktedir. Bu konuda milletimizi şimdiden duyarlılığa ve düşünmeye davet ediyorum?


Böyle bir senaryo da seçimlerin yenilendiğini varsayarsak AK Parti tabanının da gazını alabilecek ‘Geniş bir mutabakat’ ile oluşturabilirler mi? Ve Cumhurbaşkanı Adaylığı konusunda üzerine uzlaşılamayan ‘Kardeşim’ Abdullah Gül ‘Geniş bir mutabakatla’ kendisine tepside sunulacak olan bu böyle bir oluşumun adayı olur mu? Kendisi bunun cevabını vermişti zaten. Bu süreç içerisinde Abdullah Gül’ün tavrını herkes gibi bende çok merak ediyorum.


Şunu unutmamak gerekir! Güçlü bir millet iradesiyle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında durursak bütün senaryoları boşa çıkartırız.