bernasarica1995 @ hotmail.com

            1870'lerden beri Ermenilerin Hınçak olsun, Taşnak Sütyun (Ermeni Devrimci Federasyonu adlı siyasi oluşum) olsun çeşitli militan örgütlerinin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu üzerindeki talepleri Osmanlı Devleti için siyasi bir sorun teşkil etmiştir. I.Dünya Savaşı başlangıcında İttihat ve Terakki Partisi mensupları Doğu Anadolu'daki Ermenilerin ayaklanarak Ruslara destek olacağı kaygısını taşıyorlardı. Ki bu kaygıları hiçte boş bir kaygı olmadı. Bu kaygıyı zaman da haklı çıkardı. Ermeniler çoktan Ruslar ile işbirliğine girmişlerdi bile...

            I.Dünya Savaşı ile Ermeni hareketleri daha da bir hız kazanmıştı. Bunun üzerine 24 Nisan 1915 tarihinde ayrılıkçı militanların önde gelen isimleri Ankara ve Çankırı'ya sürgüne tabi tutuldu. Sürgün esnasında çetin yol şartları ve bazı hastalıklardan dolayı bu grubun bir kısmı hayatını kaybetmiştir. Ermeni halkının diğer kısmı ise Tehcir Kanunu ile Suriye'ye yer değişikliğine tabi tutulmuştur. Yine onlarında bir kısmı diğerleriyle benzer bir şekilde sürgün esnasında çetin yol şartları ve bazı hastalıklar sebebiyle hayata gözlerini yummuşlardır. Bu Tehcir Kanunu Ermenilerin karşısına ihanetlerinin bedeli olarak çıkmıştır.

             Bugün Ermeniler, Osmanlı'nın kendi vatanınını müdafaa etme ve güvenliğini sağlama amacıyla çıkarmak zorunda kaldığı Tehcir Kanunu'nu dünya kamuoyuna soykırım olarak dayatmaya çalışmaktadırlar. 24 Nisan 1915 tarihini soykırım başlangıcı olarak kabul etmektedirler ve her yıl 24 Nisan tarihinde dünyanın çeşitli yerlerinde anma törenleri düzenlemektedirler. Hatta ve hatta bazıları bununla da yetinmeyip, Türkiye Cumhuriyeti üzerindeki Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri üzerinde hak iddia etmektedirler. Bu davranışlar hiçbir zaman siyasi anlamda doğru bir davranış olmamıştır. Bu durum sadece kurbanlık egosu kavramıyla açıklanabilir bir durumdur.

             Gel gelelim soykırım kelimesinin anlamına ve hangi durumlar çerçevesinde soykırım yapılmış olunur sorusunun cevabına. Soykırım; 1944 yılında Polonyalı bir yahudi olan Raphael Lemkin tarafından tanımlanmış olan bir insanlık suçudur. İngilizcesi 'genocide' olan kelime Yunanca'da aile anlamına gelen 'geno', Latince'de ölüm anlamına gelen 'cide' kelimelerinin harmanlanmasıyla meydana gelmiştir. 1948 yılında Birleşmiş Milletler Soykırım Önlenmesi ve Cezalandırılması Konvansiyonu kararıyla uluslararası hukukun önemli bir parçası olan soykırım ve soykırımı oluşturan eylemler beş maddede toplanmıştır. Bunlar;

    1) Gruba mensup olanların katli.
    2) Grup mensupların sert anlamda fiziksel veya zihinsel anlamda tahribata uğratmak.
    3) Grup mensuplarının tamamıyla veya kısmen fiziksel varlığının ortadan kaldırılacağı hesaplanarak, yaşam koşullarını kasten değiştirmek.
    4) Grup içindeki doğurganlığı önleme.
    5) Grup içindeki çocukları zorla bir başka gruba nakletme.

          Şimdi tekrar 1915 olaylarına dönebiliriz. Osmanlı'nın Ermenilere uyguladığı Techir Kanunu'nun neresinde soykırım olarak iddia edilebilecek bir olgu var? Sizce de sekiz yüz küsür yıl boyunca Osmanlı toprakları üzerinde refah ve kardeşlik ortamı içinde yaşamış olan Ermeniler'in aniden kıyıma uğratılmış olduğu iddiaları ne kadar mantıklı? Osmanlı'nın yapmış olduğu tek şey vatanını müdafaa ve topraklarının güvenliğini sağlamak için Ruslar ile işbirliği içerisine girmiş olan Ermenileri Doğu Anadolu'dan Suriye topraklarına tehcir etmek oldu.

          Olaya bu açıdan bakmak ve dönem şartlarını da düşünerek, savaş koşulları içerisinde Ermenilerin kıyımlarını da hesaplamak gerekmektedir.