56 yıl önce Ses Dergisinde yayınlanan bir haberde, hakiki antika meraklısı olan Özkul'un kimya öğretmeninin kendisine taktığı lakaba yer verilmiş. Dergide yayınlanan haberde bu lakab hakkında Özkul'un şu ifadelerine yer veriliyor:

"Kimya öğretmenim bana "Antika" adını takmıştı. Gerçi, haklıydı. Öyle muziplikler yapardım ki, antika şeylerdi. Onun dersinde mizah dergileri okurdum. Bir insana bir sözü 10 kere söylememeli, derler ya!... Ben de kimya öğretmenimin bedduasına uğradım. "Antika" neymiş, antika aşağı, antika yukarı, derken, antikaya merak sarıverdim... Bir ilkokul, yedi orta okul, on bir lise, iki fakülte dolaştım... Şimdi de, müzayede salonlarında ömür tüketiyorum." Müzayede memuru, çeşitli antikaları satıyordu... Ama, Münir ile yanındaki adam "satış"la ilgilerini kesmişlerdi. Münir Özkul hayatını anlatıyordu:

 - "İlk defa doğduğum semtin tiyatrosunda oynadım. Sonra Ses Tiyatrosu, Küçük Sahne, Şehir Tiyatrosu ve Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahneye çıktıktan sonra kendi adıma Bulvar Tiyatrosu'nu kurdum. Oyunlardan fırsat buldukça film de çeviriyorum. Bugüne kadar dört filmim oldu: Barbaros, Lale Devri, Altın Kafes, Yumurcak... Gene birgün Ankara'da gözüme bir vitrindeki tablo takılmıştı. Şöyle 2,5 metreye 1,3 metre boyunda Sami Yetik'in bir tablosuydu. Cebimde beş-altı bin lira vardı. Bütün paramı adama verip tabloyu satın aldım, ama yedi katlı bir apartmandaki 
oturduğum çatı katına çıkarıp yerleştirmek de benim için bir dert oldu. Hiç 
kimseye satamadım o tabloyu... Bu yaz büyük bir Anadolu turnesine çıkacağız. 
Turnede 'Generalin Aşkı', 'Leyleğin Ömrü' ve 'Bana Çiçek Yollama'yı oynıyacağız. 
Eğer turneden başarıyla ve dolayısıyla parayla dönersem çeşitli antika eşyalar 
alacağım."

 Müzayede salonundan aldığı 125 liralık gümüş vazoya baktı:

- "Bundan birkaç yıl önce gene 125 liraya gümüş bir tepsi almıştım. Ondan büyük bir kazık yedim. Tepsi tam ortasından kırıkmış. Tamirciye götürdüm. Adam 'Bu yapılmaz beyim' dedi. Tepsi hala o tamircidedir, İnşallah bu vazoda yanılmış olmam."

 Bu arada müzayede memuru elindeki işlemeli kamayı göstererek, "145 liraya satıyorum..." diye bağırdı. Fiyat durmadan artıyordu: "150... 165... 175..."

 Müzayede memuru, "175 liraya satıyorum... Sat... tım..." dedi...

Münir Özkul müzayede salonundan çıktı, "Parasızım" dedi. "Daha nice antikalar 
satılır burada. İş, para olsun!..."

(Ses Dergisi - 5 Mayıs 1962)  / Türk Nostalji